Subscribe Twitter Twitter

22 Kasım 2009

Beşiktaş 3-0 Fenerbahçe


Tıpkı Mustafa Denizli'nin maçtan sonra söylediği gibi "bir galibiyetten daha fazlası" idi bu gece Beşiktaş için. Mücadele edilen tüm kulvarlarda havlu atmak üzereyken takımın artık en azından lige tutunuyor olması tüm kulüp adına çok motive edici bir durum. İlk yarıda başa baş giden bir oyun vardı sahada ancak ikinci yarının başında art arda gelen iki golden sonra Fenerbahçeli oyuncuların ne derece bir çöküş yaşadığı her hareketlerinden belliydi. Topa koşmaya tahammülleri kalmamıştı; keza üçüncü golün gelmesi kimseyi şaşırtmadı, asıl farkın artmaması beklentilerin dışındaydı. İlk golde İbrahim Üzülmez'in sağ ayakla yaptığı ortayı görünce "bir şeyler olacak sanki" diye geçti içimden. Kaptan'ı oyuna bu kadar damgasını vururken son gördüğümde kulübün yüzüncü yılı kutlanıyordu. Bir de 9 yıl önceki Barcelona zaferindeki performansını hatırlarım en fazla. Neyse, o sıradışı (!) ortaya da ancak öyle bir gol yakışırdı. Taraflı tarafsız (Fenerli hariç tabii ki) her izleyeni ayağa kaldırabilecek türde bir gol... İkinci gol ise tam anlamıyla genç bir forvete örnek gösterilecek türden derslik bir hareketti. Bir santrforun nasıl sırtı dönük top alacağını, yüzünü nasıl kaleye dönüp rakibini saf dışı bırakacağını ve son vuruşu kalecinin uzanamayacağı noktaya nasıl atacağını çok güzel özetleyen bir andı. Sonuncusu ise artık maçtan umudunu kesen bir takıma karşı çok da zorlanmadan atılmış bir goldü.

Denzli'nin özellikle büyük maçlardaki Serdar Özkan ısrarını anlayamıyorum. O da istikrarını bozmadı ve her seferinde olduğu gibi bitiş düdüğünü göremedi. Yerine giren Tello "daha ölmedim" dedi 45 dakikalık performansı ile. Demesi lazım zaten, keza önümüzdeki yaz Şili ile G. Afrika'ya gitmeyi istiyordur malum. Sivok-Ferrari ikilisi sezonun başından beri büyük güven veriyor, yine öyle oldu. Hele önlerinde Fink ve Ernst varken rakip hücumcuları için önemli engel teşkil ediyorlar. Bir de kenarlarda Toraman ve formda bir Üzülmez varken iyice alan daraltılıyor ve ters kademe sorunu da azalıyor. Kısacası, özellikle bu altılı sahadaysa takım olarak iyi defans yapılacağını biliyor artık Beşiktaşlılar. Yalnız hücum açısından aynı şeyi söylemek halen zor, henüz tam form tuttuklarını söyleyemiyoruz. Ligin ilk yarısında kalan 4 maçta sadece Bursaspor karşısında zorlanacak gibi görünüyor Beşiktaş. İkinci devrede Delgado, Nihat ve Holosko'nun iyileşmesinin yanında bugünkü gibi bir Bobo gördüğümüz takdirde çok daha umut dolu bir lig bizleri bekliyor olacak. Umarız ki uzun yıllar sonra üç büyük kulübün de ligi son haftalarına kadar başa baş zorladıkları bir sezon olsun bu artık.


Son olarak taraftara da bir şeyler söylemek gerek; yine mükemmeldiler. Takımı baskı altına almadan desteklemeyi ve bir itici güç olmayı bildiler. Durum 3-0 iken bile Demirören aleyhine "küfürsüz" tezahürat yapmaları ise kalitelerinin altını çizdi. Demek ki sadece işler kötü giderken protesto yapılmıyormuş, hak edene her durumda müstahakmış. Birinin bunu başkana hatırlatması gerek...

0 yorum:

Yorum Gönder

ShareThis

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...