Yáser Asprilla, Galatasaray'da
16 dakika önce
Hâlâ yüzsüz bir biçimde 2010'da da başkan adayı olacağını açıklamıştı Demirören. Kendisine şimdiden bir rakip çıktı ama ne rakip: Celal Kolot... Tesislerde puro içip durunca Tigana'dan zılgıt yiyen, bunun acısını 'selam vermedi' diye aklı sıra Gökhan Zan'dan çıkarmaya çalışan, R. Carlos'tan daha iyisini almazsak adam değiliz diyen, bir Fener derbisinden sonra Tümer'le kapışan, "1 Beşiktaşlı 10 Fenerli eder" konseptini Sinan Engin'e öğreten, Beşiktaşlı duruşu diye tutturup ayakta durmasını bilmeyen Kolot. Ne diyebilirim ki? 106 yıllık kulüp anca baba parası yiyen, gel gör ki bakkal dükkanı yönetemeyecek insanlara kaldı. İki büyük üç büyük olaylarını geçelim, biz özümüzü kaybediyoruz gitgide. İşin tadı tuzu iyice kaçtı. Ben son 5 yılda kulübümden zevk alamayacak duruma geldiysem sorun ne takımda, ne hocada, ne hakemlerde, ne de bende...
The Guardian'a göre Redknapp, Portsmouth'tan eski adamları Crouch, Defoe ve Glen Johnson için 30 milyon pound'luk bir paket yapmış. Defoe neyse de diğerlerine ne gerek var anlamadım. Reddi yemiş zaten. Johnson'u ara transferde muhtemelen Liverpool kapacak. O takıma lazım işte, tam da uyum sağlar kanımca. Tottenham'ın istediği diğer bir topçu da Tuncay'ın kankası Downing. Onun için de 9 milyonu gözden çıkarmışlar. Tuncay demişken de; eski Fenerlinin Chelsea ile münasebeti Mehmet Yıldız - Galatasaray muhabbetine benzemeye başladı iyice. Bu arada Fabregas'ı 4 ay göremeyecek olan Wenger de arayışları hızlandırmışa benziyor. En muhtemel adaylar Udineseli Gökhan Inler ve Everton'dan Mikel Arteta gibi görünüyor şimdilik. Man. United ve Chelsea ise transfer dönemini durgun geçireceklerini önceden açıklamışlardı. Şeytanlar'ın ihtiyacı zaten yok. Chelsea ise Abramovich'in krizde yanan paralarına ağlayacak bir süre daha...
Biri Roma'da, diğeri Arsenal'de takım kaptanı olarak görev yapıyor. Şampiyonlar Ligi 2. Tur maçlarında iki takım karşı karşıya gelecek ancak iki kaptan da bu maçları kaçıracaklar. Zira Totti'nin sahalara dönmesi Mart'ı bulacakken, Fabregas ancak Nisan'da top tepebilecek duruma gelecek. Her ikisinin de takımlarının ateşleyici unsuru olduğunu düşünürsek, bu maçlardan önemli birer rengin eksildiğini söylemek yanlış olmaz.

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 aşağıdaki gibi oldu az önce:
Bu gazetenin yazarları, muhabirleri, editörleri ne yer, ne içer, nasıl yaşar aklım ermiyor açıkçası. Kesin olan bir şey var ki bu manşetleri ayık kafayla atmıyorlar!
Muhtemel Fanatik & Fotomaç manşetlerinden biri olur artık yakın zamanda bu başlık. İngiltere'de bizim gazetelerin abarttığı kadar olmasa bile, başta Daily Mail olmak üzere tüm gazeteler konuya bir şekilde değindi. Tuncay Fenerbahçe'yi bırakıp Middlesbrough'ya giderken ne kadar doğru bir karar verdiğinden hiç şüphem yoktu açıkçası. Bir kere bizim Süper (!) Lig dünyada sadece Lig TV tarafından yayınlanırken, Premier League'i neredeyse tüm dünya yakından takip ediyor. Yani dünya çapında tanınma şansı yükselmişti öncelikle Tuncay'ın. İkinci olarak; Türkiye'de yetişen bir futbolcunun Avrupa'da ilerleme kaydedebilmesi için öncelikle gelişme kaydeden orta kalite takımları tercih etmesi gerekir kanımca. Bu konuda Emre, Okan ve Ümit Davala'nın yaptığı hataya düşmedi Tuncay. Yani Inter veya Newcastle gibi dönemin loser takımlarına gitmedi. İşte Middlesbrough'da kendini yeterince ispatladı an itibariyle. Gazetelerde o tarz haberler çıkmaya başladıysa az çok doğruluk payı vardır. Transfer olur ya da olmaz o ayrı. Ama Tuncay'ın yakın zamanda daha büyük hedefleri olan bir takıma, daha büyük hedeflerle ve daha olgun biçimde gideceği kesin gibi.
Filmi izleme imkanı buldum sonunda. Beğendim diyebilirim. Gülmekten koparan, kendimden geçiren bir sahne yoktu ama bütün film ufak ufak ince esprilerle doluydu. Yengeç dansı, Rıdvan, 17'lik Teoman dede, dublör kaleci, Jurassic yavru dinazorlar vs... Filmin sonunda hepsini yakalayabildiğinden emin olamıyor insan!
Bugün aldığı galibiyetle ve Tranzon'un da puan kaybetmesiyle liderliğe yükseldi Sivasspor. transfermarkt'a göre takımın piyasa değeri yaklaşık 35 milyon Euro ve en pahalı futbolcusu Mehmet Yıldız'ın değeri 4 milyon Euro. Aynı kaynağa göre Güiza, Delgado ve Arda'nın tahmini bonservis bedelleri toplamı bu rakamı biraz geçiyor (37.5 m €). Aradaki fark korkunç. Geçen seneki saçma sapan konuşmalarından sonra Bülent Uygun'dan soğumuştum. "Her oyuncumuz satılıktır, şampiyon olmamız imkansız, (birkaç ay sonra) şampiyon olacağız" demeçleri ile iyice dengesizleşmişti. Ne var ki takımın başındaki üçüncü sezonunda ve üstelik bu kadar kısıtlı imkanlarla müthiş bir istikrar yakalaması takdire şayan.

Bayern Munich geleneksel taktiğini uygulamaya devam ediyor. Bundesliga'da bir takımın oyuncusu mu yıldızlaştı? Bavyera kulübü için tehdit boyutuna ulaşmaya başladığı anda hemen transfer ediveriyor Rummenigge ve ekibi. Şimdi de Hamburg'un Hırvat golcüsü Ivica Olic %99 ihtimalle Bayernli olacak. Haziran ayında kontratı sona eriyor ve muhtemelen Ocak'ta atıverecek imzayı. Klose ve Toni ile ne yaparlar göreceğiz ama Podolski'ye yol göründü artık.

2 gece önceki Sevilla maçından sonra "Nou Camp'ta kazanmamız imkansız" demişti Schuster. Doğru bildi, zira artık takımın başında değil kendisi. Madrid'te kaybedecek veya kazanacak olan yeni isim Juande Ramos.
Arsenal'deki malum tartışmanın ardından önce kaptanlıktan, sonra gözden çıkarıldı William Gallas. Olaya sazan gibi atlayan ilk Milan olmuştu, şimdi de Juventus istiyor Fransız'ı. Fotospor'a bakarsak bir de Beşiktaş istiyormuş (!), eşini ikna etmesi kalmış vs... Şaka bir yana iki takımda da rahat oynar, ama 32'sinden sonra fizik gücünü hala yüksek tutabilmesi için Milan daha uygun gibi geliyor bana. Önceki postlarımdan birinde belirtmiştim, malum Milan Lab, boru değil...















Daha da uzar gider böyle. Bu arada Fotospor'u saymadım bile. Saçmalamanın da bir sınırı var malum... Editörleri artık ne içiyor bilmem ama aynısından ben de istiyorum.



Malum ekonomik krizdeyiz. Blogda bundan sonra da krizle ilgili haberlere yer vereceğim. En son haber 2010 Dünya Kupası ile ilgili. Son haftalardaki çalkantılar sonucu Güney Afrika para birimi Rand, Dolar karşısında yaklaşık %30 değer kaybedince ithal mal fiyatları da coştu tabii. Özellikle stadyum yapım masrafları başını alıp gidince hükümet 136 milyon $'lık ek bütçe ayırdı. Böylece turnuvanın toplam bütçesi şimdiden 3 milyar $'a merdiven dayadı.
Eskiden futbol hayatının sonlarına yaklaşan futbolcular ABD veya zengin Arap ülkelerinden birine (özellikle Dubai veya Katar) kaçardı. Beckham'ı bu jenerasyondan sayamam. Adam zaten Avrupa'da da çatır çatır para kazanırdı, şimdi Los Angeles'ta biraz da Hollywood havası koklamaya gitti, tabi biraz da "Hanımköy" baskısıyla. Neyse... Bahsedeceğim nokta şu ki, artık zengin patronlar bu +30'luk topçuları ayaklarına getirmektense, direk Avrupa'da kulüp satın alıp bu şekilde işi daha da büyütüyorlar.
